20 Haziran 2012 Çarşamba

Bir Hükümet Masalı " Bıçak Kemiğe Dayandı "







Yıllardır her Şehit haberinden sonra hükümetten birilerinin çıkıp , sanki önceki hükümetlerle ağız birliği yapılmışcasına ya da hükümeti devralırken " olası terör durumda bu cümleyi kullan ! " maddesi varmışçasına söylemde bulundukları ve bizim de artık ezberimizde yer edinen bir klişedir " Bıçak Kemiğe Dayandı ! " ...

+ + +

Öncelikle terör olaylarının ülkemizdeki gelişimi üzerine biraz bilgi vermek isterim ; malum her kafadan bir ses çıkıyo ...

Türkiye'de ilk terör olayları , yüzyıllardır dolduruşa getirilen ve 46 yılın öfke birikimiyle Kürtler tarafından gerçekleştirilmiştir. 19. YY başlarına kadar Türk-Kürt kardeşliğinin hakim olduğu topraklarımızda bu tarihten sonra İngilizlerin Doğu Hint Şirketi adında , görünüşte ticari bir amaç güden ancak özde Osmanlı'ya karşı Büyük Britanya politikalarını uygulayabilmek için kürtleri kullandığı şirketinin bir şubesinin açılmasıyla hain planlar işleme konulmaya başlanmıştır. Öyle ki 1829 yılında şirketin Londra'ya gönderdiği bir raporda " Kürtler artık heran Büyük Britanya İmparatorluğu'nun politikaları uğruna istenilen hedeflere yöneltilebilecek hale gelmişlerdir. " denmektedir. 1882 yılında verilen bir raporda ise " Eğer kuvvetli bir destek verilirse , Kürtler yaka silktikleri Osmanlı yönetimine karşı eyleme geçmeye hazırlar. " denilmektedir.

+ + + 

Öncesinde yaşananlara , İngilizleri bu denli küstahlığa iten , cesaretlendiren şeylere bakacak olursak ;

Osmanlı yönetimine karşı ilk kürt ayaklanması 1806 yılında Süleymaniye çevresinde yaşayan Balaban Aşireti tarafından yapılmıştır. Bu ayaklanma ile İngilizler 200 yıl gecikmiş olan hain Kürt politikalarını devreye sokmuşlardır ! 1835-1837 yıllarında baş gösteren Revandüz ayaklanması " ilk kürt bağımsızlık hareketi " olarak değerlendirilmektedir. 1840 yılındaki Bedirhan ayaklanması ise ciddi sonuçlar doğurmadan kısa sürede bastırılmıştır.


+ + +

20. YY başlarında büyüklü küçüklü 23 ayaklanma olmuş , bunların çoğu Cumhuriyet'in ilk yedi yılında çıkmıştır. Bu ayaklanmaların sonuncusu ise günümüzde de halen gündemdeki canlılığını koruyan ve hepimizin bildiği , 1937 - 1938 yıllarındaki Dersim Ayaklaması'dır. Aslında bölgeyi kontrolleri altında tutan aşiret reislerinin Cumhuriyet otoritesine girmek istememeleri sebebiyle , bölge halkının kışkırtmasıyla bir Kürt hareketine dönüştülümüştür. Bu tarihten sonra , 28 Kasım 1978 yılında Diyarbakır'ın Lice ilçesinin Fis köyünde ilk toplantısını yaparak faaliyetine başlayan pkk , 1984 15 Ağustos günü Eruh ve Şemdinli baskınlarıyla adını duyurmuş ve silahlı terör eylemlerine başlamıştır ! O günden bu güne kadar 35000 insanımızın yaşamını yitirmesine ve 300 milyar dolar - ki bu rakam Türkiye'nin bugünkü borcuna denk bir rakamdır - maddi kayba neden olan terör olayları , artan şiddetle halen Türkiye'ye zarar vermektedir !

+ + +

Gel gelelim " Bıçak Kemiğe Dayandı " meselesine ... Mesele dediğime bakmayın kimsenin mesele falan ettiği yok ! Zira hükümetin gündemi başka ülkelerin iç karışıklıkları ! Çok yoğunlar ... Nice ocaklar yandı ; analar feryad etti , kardeşlerin içi parçalandı , ağzı süt kokan yavrucaklar yetim kaldı , tek dayanağı oğlu olan analar başsız kaldı , hatta nice ana-baba şehadet haberini aldığında kalp krizi geçirip evladının peşinden gitti ... bu acı tabloları hepimiz gördük ve bunların daha birçok örneğini verebiliriz !

Bir annenin feryadı ;

" Vatan sağolsun , demiyorum. Benim vatanım oğlumdu. Vatanımı öldürdünüz işte. Ölüler hiç sağ olur mu ? "



+ + +

Bu kayıpların asker babası olmak nedir bilmeyen - malum bakan ya da milletvekili erkek çocukları askerlik yapmaz kuralı vardır - hükümet üzerinde nasıl bir hava yarattığına bakacak olursak ; koca bir HİÇ ! Kimisi çıktı terörü lanetledi , kimisi çıktı " acımız büyük , şehitlerimize allahtan rahmet , yakınlarına sabırlar diliyorum " dedi , kimisi şehidin evine taziyeye gitti ... bu kadar ! ... oy kaygısıyla ! haa " Bunların kökünü kazıyacağız , artık sabrımız kalmadı , bundan sonra taviz yoktur ! " gibi beylik laflar edenler de oldu !

+ + +

Sonra ... Sonra ne mi oldu ? UNUTULDU ! Hatta Şehit kanına ekmek banan , ülkeyi bölme amacı aşikar olan bir grup çapulcu Mustafa Kemal ATATÜRK'ün uğruna canlar vererek , canlar alarak kurduğu TBMM'ye alındı ; sözüm ona barışçıl ortamda terör sorunu çözülsün diye ! Onlar dağdaki gerillalarla Şehitlerimiz üzerinden pazarlık yaparken hem de ... Dağ taş bombaladığımız da oldu , F16'lar , Skorsky'ler kaldırdık , çeşitli operasyonlar yapıldı ancak hepsinden daha önceden haberleri olan pkk beklenen darbeyi bir türlü almadı ! Sebebi şu ya da bu ; İstihbarat zafiyeti , Ergenekondu , Balyozdu derken ülke evlatları bir bir ebediyete uğurlandı... ve bizler aklımızdaki kuşkularla yaşamaya mahkum bırakıldık ; anaların evlat acısı ise her geçen gün daha da arttı ! 



+ + +

başka bir " Bıçak Kemiğe Dayandı " programında daha GÖRÜŞMEMEK dileğimle ...

Vatan Sağolsun ...











18 Haziran 2012 Pazartesi

Aşk mı ? Bir daha asla !



Aşk , siz bu yemini ettiğinizde bi yerlerde bekleyen , kıs kıs gülen ve vakti geldiğinde tekrar ortaya çıkan şeydir. Doğasında vardır can yakmak . Bir parça sevgi vermek için süründüren , aç bırakan , uyutmayan, isyan ettiren ...


 + + +

Defalarca " bu son ! " demiş , her defasında da yeni bir aşkla kucaklaşmışsınızdır. çok sevmiş , uğruna büyük laflar etmişsinizdir ; hatta " birbirimiz için ölürüz " e kadar gelmiştir iş. Güller bile şımartılmıştır ; aşkınızı ilan ederken baş aktör olmuşlar , bir gülümsemeye , bir " evet ! " e sebep oldukları için vefayı bir borç bilmişsinizdir.

+ + +

Aşk ... değerli kolyeler , ayakkabılar , çantalar vs. hediyelerle ile hareketlendirilen , derin bir bakışla ısıtılan dünyanın en ilginç şeyi ... Size çok anlamlı ve duygu yüklü gelmişti başlarda. Dünyanın en mutlu insanıydınız. Etrafınıza gülücükler saçıyor , her sabah önünüze çıkan herkese " günaydın ! " diyordunuz. İçinizden herkese yardım etmek , güzel şeyler söylemek geliyordu ; size kötülük edene dahi anlayışla yaklaşıyodunuz. Hergün en güzel kıyafetlerinizi giyip , aynanın karşısında daha fazla vakit geçiriyodunuz. yani herşey AŞK içindi...

+ + +

Gün geldi işler yolunda gitmemeye , bazı şeyler pek de tatlı gelmemeye hatta acı gelmeye başladı ; işin içine kısıtlamalar , kıskançlıklar , arkadaş çevrenizden kopmalar , aşk içinde yalnızlaşma ve hatta aldatma girdi ... Soğudunuz o uğruna KOCAMAN laflar ettiğiniz aşktan ...

+ + +

bir daha dediniz ... bir daha asla kimseyi sevmem !

Bundan sonrasını biliyosunuz ...

16 Haziran 2012 Cumartesi

TT'lere Adanmış Hayatlar

Evet... Popüler olmaya adanmış , " desinler " için yaşanılan hayatlar ...

 + + +

Gelişen teknolojiyle birlikte ortaya çıkan sosyal ağ ( benim sosyal yalnızlık olarak adlandırdığım) platformunun ülkemiz insanı üzerinde " benim de hesabım var , eksik kalmıyım " gibi etkilerinin olduğu aşikardır. Hatta bunu abartıp , sırf  " ortamım harika , çok eğleniyoruz , hergün kopuyoruz " imajı verebilmek için bi yerlere gidip fotoğraf çektirenler bile var ! Tabi bunlar genelde Facebook kültürünün ürünleridir. Bir de bunun Twitter ayağı vardır ki bu durum çok daha trajikomiktir ; takipçi kazanmak için soyunanlar , asparagas haberler paylaşanlar , din-vatan-millet kavramlarını basite alıp alay edenler ... hani derler ya " reklamın iyisi kötüsü olmaz " diye ... işte o misal ...

+ + +

Bütün bu saçmalıkların efendisidir EGO ! Tüm bu çabalar onu doyurmak içindir. Toplum tarafından takdir edilmek -ki çoğu zaman kötü eleştiriye maruz kalırlar- , konuşulmak , isimlerinin Türkiye gündeminde yer alması ... kişide inanılmaz bir tatmin duygusu uyandırır . Bu duyguyu yaşarken arka planda nelerin kaybedildiğinin ( onur , şeref , haysiyet vs. ) hiçbir önemi yoktur . önemli olan isimlerinin bi şekilde o listede yer almasıdır ! 

+ + +

Yani diyeceğim şudur ki hayat twitter'da gördüğümüz gibi değil ; buraya normal olarak girip uyum sağlamayın ! kızların sürekli olarak küfür etmesi , abaza bir fenomenin önüne gelene yazması , birinin çıkıp pampişim de pampişim demesi , soyunması vs. bütün bunlar anormal olan şeyler. eğer bunları yadırgamıyosanız sizi de kaybetmişiz demektir. 

+ + +


Son sözü Ulu Önder Mustafa Kemal ATATÜRK söylesin istedim ...